BİTKİLERDE DEMİR NOKSANLIĞI, BELİRTİLERİ ve NOKSANLIKLARIN GİDERİLMESİ 


 BİTKİLERDE DEMİR NOKSANLIĞI BELİTİLERİ

Demir noksanlığına maruz kalan yaprakların görünümleri oldukça tipiktir.

 


% 5 DEMİR
% 15 DEMİR DEMİR - AZOT
En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar arasındaki kısımlarda renk tamamıyla sarıya döner. Geniş yapraklı bitkilerde yapraklar adeta sarı zemin üzerinde yeşil bir ağ manzarası gösterirler. Noksanlığın çok şiddetli olduğu durumlarda, damarlar da sararır.

 

Bazı bitkilerde yapraklarda kahverengi nekrozlar oluşabilir. Noksanlığın çok şiddetli olması halinde yeni çıkan yapraklarda hiç klorofil bulunmadığı için yaprak beyaz bir renk alır. Kimi zaman demir noksanlığı belirtileri magnezyum noksanlığı belirtileri ile karıştırılabilir.

 

Dikkat edilecek husus magnezyum noksanlığının yaşlı yapraklarda görülmesi, buna karşılık demir noksanlığının ise genç yapraklarda, bitkinin tepe kısımlarında, sürgün uçlarında görülmesidir.

 

Noksanlığın hafif olması durumunda, en son çıkan genç yapraklar başlangıçta sarımsı yeşil olur. Noksanlık ilerledikçe damarlar arasında renk tamamen sarıya döner. Damarlar ise kesin sınırlarla yeşil kalırlar.

 

Buğday, arpa, yulaf, mısır gibi Monokotiledon bitkilerin yapraklarında, paralel yeşil damarlar ve aralarda sarı çizgiler yaprak ucundan başlayarak uzanır. Benzer belirti mangan noksanlığında olmakla beraber, mangan sarı - yeşil paralel çizgiler yaprağın orta kısımlarında görülür,

 uçlardan başlamaz.

 

Demir noksanlığının çok tipik bir özelliği, yapraklar ne kadar genç ise belirtilerin o kadar şiddetli ve belirgin olmasıdır. Diğer besin noksanlıklarından farklı olarak, demir noksanlığının bir tipik özelliği de, klorozlu yaprakların kolay kolay ölmeden canlı kalmalarıdır. Bununla birlikte noksanlık çok çok şiddetli ise yapraklarda ölme de görülebilir.

 

Meyve ağaçlarında demir noksanlığı belirtilerinin bazı dallarda görülüp bazılarında görülmemesi de sıkça rastlanan bir durumdur.

 

Demir noksanlığının karakteristik belirtileri, demirin etkilediği metabolik reaksiyonların bozulmasından, büyüme ve klorofil sentezi için gerekli enerji transferinin kısıtlanmasından kaynaklanır. Demir noksanlığı belirtilerinin çok tipik olması ve bütün bitkilerde birbirine benzemesi, kolay tanınmasını sağlar. Bununla birlikte, birçok durum da demir noksanlığı ile beraber diğer bazı mikro besin elementlerinin (özellikle çinko ) noksanlığı aynı zamanda söz konusu olabilmekte, bu da tanınmayı güçleştirebilmekte. Yaprak analizleri, önemli ipuçları vermekle beraber, demir noksanlığının teşhisinde kesin bir kriter olarak ele alınması güçtür.

 

Çünkü birçok halde, demir noksanlığı olan yapraklarla, sağlıklı yaprakların demir kapsamları arasında fark görülmemekte, hatta kloroz yaprakların demir kapsamları daha yüksek çıkabilmektedir. Bu ise yukarıdaki paragraflarda açıklanmış olduğu gibi, demirin bütün formlarının bitkide yararlı olmayışından ileri gelmektedir. Demir noksanlığı olduğundan kuşku duyulan bir belirtinin, gerçek demir noksanlığı olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, Golden Ironu yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse, belirtileri demir noksanlığından ileri geldiği anlaşılır.

 

Demir noksanlığının giderilmesinde, yaprak gübrelemeleri başarılı olmaktadır. Etkili bileşikler dahi, noksanlığın çok şiddetli olması durumunda kesin tedavi edici olamayabilir.

 

Demir, kurak veya yarı kurak bölgelerde oluşan topraklarda yetiştirilen bitkilerde noksanlığı en çok görülen mikro besin maddesidir. Böyle topraklarda yetiştirilen bitkilerde demir noksanlığı görülmesinin sebebi ise,  toprakta demirin yetersiz olmasından ziyade kurak koşullar nedeniyle toprakta fazla miktarda kireç bulunması ve toprak pH' nın yüksek olmasıdır.

 

Mikro elementler içerisinde demir toprakta en yüksek miktarda bulunan bitki besin maddesidir. Bir çok toprakta bulunan toplam demir miktarı % 3-5 civarındadır. Hatta bazı topraklarda bu rakam % 10'u bulmaktadır.

 

Toprakların toplam demir içeriğinin bitkinin demir beslenmesi açısından hiç önemli değildir. % 5 – 10 toplam demir içeren toprakla da yetişen bitkilerde demir noksanlığı gözlenebilmektedir.

 

Kireçli topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülen demir noksanlığının sebepleri çeşitlidir.

 

Kireçli topraklarda pH yüksek olduğundan demir bileşikleri çözünmez ve dolasıyla da bitkilerce alınamaz. Ancak kireçli topraklardaki demir noksanlığının tek açıklaması bu değildir. Topraktaki kirecin çözülmesiyle ortaya çıkan bikarbonat iyonları, demir noksanlığının en önemli bir diğer sebebidir.

 

Kök bölgesinde bulunan fazla bikarbonat iyonları bitki bünyesinde demirin hareketliliğini azaltarak noksanlık görülmesine neden olmaktadır.

 

Topraktaki kirecin çözünmesinde ortamdaki karbondioksit miktarının çok fazla artırıcı etkisi vardır. Bu nedenle, toprakta karbondioksit miktarını artıran havasızlık hallerinde bitkilerde demir klorozu ortaya çıkmaktadır.

 

Toprağın sıkışması, su basma uzun sureli yağışlar veya aşırı sulama gibi olayların demir noksanlığı yaratmaktadır. Toprakta karbondioksit birikmesine neden olan bir diğer etmen toprak strüktürünün bozuk olmasıdır. Onun için demir klorozu ile mücadelede toprak strüktürünü geliştirecek önlemler de önemli bir yer tutar.

 

Toprakta fazla miktarda bulunan fosfat ve nitrat iyonlan da demir klorozu yaratmaktadır. Tarla ve bahçe tarımı yapılan topraklarda bu iyonların konsantrasyonu genellikle çok yüksek olmadığından bu risk pek fazla olmamakla beraber, örtü altı sebzeciliği de sürekli ve yüksek miktarda kullanılan fosforlu ve azotlu gübrelerin böyle bir sorun yaratması pek olasıdır.

 

Özellikle nitrat iyonlarının toprakta fazla bulunmasına neden olacak gübreleme den kaçınılmalıdır.

 

Bu fizyolojik hastalık, yapraklarda hafif sararma şeklinde başlar. Önce damar araları sararır, fakat damarlar yeşil kalır. Sonra yaprağın tamamı sararır. Yaprakların kenarları, kahverengi kırmızımtırak renk alarak kurur. Hasta yapraklar daha sonra dökülebilir. Yapraklar normalden daha küçük kalır. Sürgünler kısa kalır ve uçlardan geriye doğru kuruma başlar. Ağaçlar yıldan yıla zayıflar ve meyve verimi azalır.

 

Önlem alınmadığı taktirde ağaçlar kuruyabilir.

 

Demir noksanlığı, özelikle kireçli topraklarda büyük problemdir. Sararma, ya toprakta yeteri kadar demir elementi bulunmamasından veya toprakta yeteri kadar demir mevcut olduğu halde, demirin kireçli toprak tarafından tutulması nedeniyle bitki tarafından alınamamasından ileri gelir.

 

Sorunun çözümünde kültürel önlem olarak:

• Ağır ve çok kireçli topraklarda bahçe tesis edilmemeli;

• Böyle topraklarda, PH’yı düşürmek veya toprak yapısını, bazik karakterden asit karaktere dönüştürmek için, bol ahır gübresi ve ticari gübreler kullanılmalı;

• Kireçli toprağa sahip olan yerlerde, kirece dayanıklı çeşitler ve anaçlar dikilmeli;

• Taban suyu yüksek ise drenaj kanalları açılarak, yeraltı suyu seviyesi düşürülmeli ve toprak işlenmeli;

• Sulama aralıkları, toprak karakterine göre çok iyi ayarlanmalıdır.

 

Kloroz hastalığının kimyasal mücadelesi, demirli preparatlar kullanılmak suretiyle yapılır. Ancak buna karar verebilmek için, toprak ve yaprak analizleri yapılmalıdır. Bu hastalığa karşı, toprak ve yapraktan olmak üzere,

 

İki şekilde uygulama yapılabilir.

 

Toprak uygulaması :

İlk klorotik lekeler görüldüğünde yapılır. Kullanılacak demirli bileşiğin miktarı, ağacın yaşına ve taç izdüşümünün büyüklüğü göre ayarlanır. Uygulama sırasında ağaçların gövdelerinin etrafında, taç izdüşümü yarıçapının 1/4’ü kadar uzaktan bir daire daha çizilir ve burası 5 cm derinlikte kazılır. Demirli preparat, kazılan yere kuru olarak veya 1- 4 teneke suda eritilerek verilir. Sonra kazılan toprakla üzeri örtülür ve normal sulama yapılır. Sulama 10-15 gün arayla, 3 defa tekrarlanır.

 

Yaprak uygulaması :

Demir noksanlığı belirtisi gösteren ağaçlara, çiçek taç yaprakları döküldükten 1-2 gün sonra yaprak uygulaması yapılır.

 

Yaprak ilaçlaması, Klorozun şiddetine göre, 10-15 gün arayla, 2-4 defa tekrarlanır. Kloroz durumu bilinmeyen ağaçlarda ise sararma belirtisi görülür görülmez uygulama yapılır ve aynı aralıklarla sürdürülür. Yaprak uygulamalarında yapraklar iyice ıslatılmalıdır.

 

 

Demir noksanlığı, toprakta yüksek miktarda bulunan ağır metallerin etkilerinden de ortaya çıkabilmektedir. Özellikle bu konuda manganın etkisi fazladır. Fazla manganın bu konudaki etkisinin, demir alımını azaltmasından değil, demirin enzim aktivitesi sağlamadaki görevini yapmasını engellemesinden ileri geldiği sanılmaktadır.

 

Toprak da bakir, çinko, krom, nikel gibi diğer ağır metallerin yüksek miktarlarda bulunması da demir klorozuna benzer belirtilere yol açmaktadır.

 

Türkiye topraklarının da büyük bolümü kurak ve yan kurak iklim koşulları altında oluşmuş, kireçli, pH'i yüksek olan topraklardır. Bu nedenle ülkemizde de mikro besin elementleri içerisinde noksanlığı en sık karşılaşılan iz elementlerden biri demirdir.

 

Demir noksanlığının giderilmesi de diğer iz elementlere göre daha zordur. Çünkü demirin bitkiye yarayışlılığını etkileyen pek çok etmen vardır. Yapılan her demir gübrelemesinden olumlu sonuç elde etmek her zaman mümkün olmayabilir. Bunun nedeni, ya verilen demirin bitki tarafından alınamaması veya bitki tarafından alınsa bile, bitkide aktif olmamaktadır.

 

Bitkilerde demir noksanlığı sorununun çözülmesini güçleştiren sebeplerden biri de, bitki cins ve türleri ve çeşitler arasında demiri kullanma kabiliyetleri bakımından önemli farklılıklar bulunmasıdır. Bu farklılık hem inorganik demirden, hem de demir kleytlerinden yararlanmada görülebilmektedir.

 

Aynı toprak üzerinde, aynı koşullar altında yetiştirilen aynı türden farklı iki bitki çeşidinden biri şiddetli demir noksanlığı belirtileri gösterirken, diğeri tamamen normal gelişebilmektedir.

 

Bu durum bazı bitkilerin demir stresi altında kalınca, demir alımını artıracak bir mekanizmaya sahip olmalarından ileri gelmektedir. Bazı bitkiler ise, genetik olarak böyle bir mekanizmaya sahip değildirler. Demir stresi olunca, demir alımını ve demirin yarayışlılığını artıracak genetik özelliğe sahip bitkiler "demir - etkin" bitkiler olarak adlandırılır.

 

Demir etkin olmayan bitkilerin demir noksanlığından kurtarılması çok zor ve pahalıdır. Aynı bitki türünün çeşitleri arasında demir etkin olan ve olmayan çeşitler vardır.

 

Örneğin soya, domates, mısır gibi bitkilerin bazı çeşitleri demir etkin özelliğe sahiptir, bazı çeşitleri ise değildir. Demir sorunu olan toprakların üzerinde bu bitkilerin tarımı yapılacaksa, en iyi tedbir, demir etkin çeşitleri yetiştirmektir.


Hastalık veya zararlı etkisiyle, Zayıf ve Yorgun olan bitkiye, tek başına ilaç vermeyin, Strese sokmayın.
Strese giren ağaç bir hafta on gün kendine gelemez, ürün geç yetiştirir, pazar kaybolur.
Ürününüz ucuza satılır.
Her ilaçlamada, muhakkak GOLDEN WET ve GOLDENMIX le beraber ilaç verin.

ÜRÜNLERİMİZİ ZİRAİ İLAÇ BAYİLERİNDEN veya      www.TarimMarketi.com     dan TEMİN EDEBİLİRSİNİZ